Pazar

iyi pazarlar


İşimi evime taşıdım, pazar keyfinin anlamı  nerelere kayboldu bilemiyorum tabi.
Bir yığın  aydınger, raporlar ve masanın üstünde duran dosyalar,kahve fincanları ve yorgunluk.Kendimi bir anda büyük bir yoğunluğun içinde buldum ,bir proje denizinin içinde batmadan  yüzmeye çalışıyorum,çalışıyorum çalışıyorum çalışıyorum,öyle ise varım ,diyerek hayatımı öteleyip herşeyi işime endeksli bir pazar günü geçiriyorum. Bir zamanlar uzun uzun yazılar yazar,içimden geçenleri paylaşıp kendi kendime  geçicide olsa   bir mutluluk yaratmanın verdiği  hazla  sanal ortamda  düşüncelerimi paylaşırdım.Sonra birden bire hayat değişti yoğunluk ,yorgunluk,işler,işler,işler ve hayatın içinde oradan oraya  bir devinim.
Yazdıklarımı hiç tanımadığım insanlarla palaşmaya başladığımda  kendimi iyi hissetmiştim, birden ani bir kararla yazılmış bütün herşeyi tektuşa basıp silince  ekrana  bakan donuk gözlerimi zihnimde yakaladım.Sonra yine ani bir kararla hayatımın ortasına bir ayraç koyup düşüncelerimi,hislerimi yazmamın bir sakıncası olmadığına yeniden kendimi ikna edip, baştan başladım iyide oldu,çizgileri okumak yorunca yazılmış harfleri okumak sanki daha kolay oluyor .
Şimdi işe boğularak geçen bir pazar gününde,kendimi kendi sayfamda yazarak biraz rahatlatmak ve klavyeye dokunan parmaklarımın yumuşaklığı,yudumladığım kahvem,yerde rulolar halinde duran proje yığınlarının arasında,bu pazar benim pazarım demenin keyfini çıkartıyorum,yazmayı bitirince yine o işdolu dünyama dönüp , matematiksel  kesin hesapların arasında boğuşacağım, sanki yazanla ,çizen kadın arasında  milyarlarca ışıkyılı fark varmış gibi hissettiriyor bana.Arkadaşlarımın hediye ettiği metalik baret  gözlerimi kamaştırıyor, ben onu evimin baş köşesinde çizim masamın hemen yanında sanki kaşıkçı elmasıymış gibi sergilerken,  bu denli iş kolik olduğumun farkında değildim,zamanla anladım evet evet ben bir işkoliğim,ama duygusal yanım,tutkulu yanım, kadın yanım onunda ilgiye ve şevkate ihtiyacı var,kendimle kendim arasında kalan yine kendimim.Yazmayı seviyorum, aydınger kağıdına ,çizerek yazdığım gibi,harfleri birleştirerek yazmayıda seviyorum, insanlar için bir şey inşa etmeden önce  ,inşa edilecek  şeyin ön çalışmasını  kusursuzlaştırmak benim için  çizgileri 3 boyutlu görmek ve anlamayana bakın şu gördüğünüz yer  diye anlatırken , suratıma aval aval bakarlarken,projeyi  neden 3 boyutlu göremiyorlar acaba diye  kafamda dolanan kurtçuklara yenilmemek benim işim. Görememeleri çok doğal  çünki onlar, o evlerde yaşıyorlar, benim işimse o evleri projelendirmek,sözde keyifli bir pazar yazısı yazmaya niyetlenmiştim ,projelerim ,baretim,çizim masam hepsi şimdi sanki bana hadi gel katıl bize der gibi bakarken,kahvem ve bilgisayarım ,hadi ama  bizde varız burada diyorlar.Bilmem farkındamısınız ama hepiniz benim kafamdasınız  ve bugün pazar herkez eğlenip,  brunch  keyfi yaparken ben evimde penceremin önünde duran  mütevazi çizim masamın başında, işle dolu bir pazar keyfi yaşıyorum.
Yarın pazartesi,  insanlar sendrom yaşarken,ben hergünümü pazartesi sendromu tadında  yaşamanın gerginliğiyle bir pazar geçiriyorum. Yazarken aklıma   Nazım dizeleri geldi.Bugün pazar ,bugün ilk defa beni güneşe çıkardılar. Evet nazım bugün pazar ve ben  gri bir havada ,pazar pazar çalışıyorum,kahve makinem homurdanıyor, bugün pazar ve bu yazıyı güneşe çıkamayan bir mahkum havasında yazıyorum ,yerde duran küçük maket parçalarına bakıyorum, biraz ilham gelir kendimi iyi hissederim belki,gözlerim yorgunluktan ağrıyor ,bir yudum kahveyle ayılıp, projelerle tekrar bayılıyorum mükemmel bir pazar keyfi yaşıyorum.Herşeye rağmen çizmek ve yazmak  bana keyif veriyor.
SELENE

Hiç yorum yok: